Whatsapp Sipariş Hattı: 0541 314 76 42

SÜLÜK ANOTOMİSİ

Sülükler konakçı olarak kullanıldığı hastanın veya kanını emdiği herhangi bir canlının derisini ısırdıktan sonra enzimlerini düzgünce salgılayabilmek ve beslenme amacıyla kan emrebilmek için eşsiz yaratılmış kusursuz varlıklardır sülükler tipik olarak dorso veltral hafif yassı yapıdadır.

Segmentlerinin iç kısımları anterior ve arka kısmı ise posterior çekmen veya ön emici ve arka emici olarak adlandırılır anterior çekmen genellikle posterior çekmenden daha küçüktür ve ağzın etrafı çekmenle yani vakumlayıcı özelliği taşır anterior çekmenin üst uç kısmında sağlı sollu 5 çift gözü bulunur bu gözlerin bildiğimiz anlamda bir görme fonksiyonu yoktur en fazla ışığın nereden geldiğini algılayabilir.

Posterior çekmen 8 segmentin eriyerek birleşmesiyle oluşmuş disk şeklinde ve ventrale dönüktür anterior çekmenden posterior çekmene kadar en az 21 segmentten oluşur bazı türlerde 35 segmente kadar çıkar ikinci derecedeki eksternal halkalar asıl segmentler tarafından gizlenmiştir.

SÜLÜKLERİN HAREKETLERİ 

Sülükler sürünme yüzme ve dalgalanma hareketi olmak üzere 3 tip hareket yaparlar. Sürünmede posterior çekmen zemine sıkıca tutunur serbest kalan antrior çekmen uzanabileceği maksimum uzaklığa ulaşarak zemine kuvvetlice yapışır ardından posterior segment serbest kalarak anterior çekmenin yanına kadar uzar ve yapışır sülük bu işlemi tekrarlayarak yerini değiştirmiş olur.

Yüzme hareketi dorso ventral ondülasyon ile yapılmaktadır. Bu tip 1 yüzme boyuna kasların kullanılması ile sağlanır sülükler dalgalanma hareketin ise suyun içinde posterior çekmenini sabit antrol sekmeni serbest tutarak vücutlarını öne geriye ve sağa sola titreterek yaparlar.

SÜLÜKLERDE DOLAŞIM VE SOLUNUM

Sülüklerdeki sölomik boşluklar bazı türlerde yardımcı dolaşım sistemi görev yapar düzenli dolaşım sistemi gelişmiş sülüklerde sülomik boşluk sıvı ve gerçek kan damarlı sistem formuna dönüşmüştür. Kan bütün sülüklerde sülomik boşluğun düzenli kanal sistemi içinde lateral longitudinal kanalların kontraksiyonu ile iletilir. Süleklerde solungaçlar sadece piscicolidae ailesine ait bazı türlerde mevcuttur. Diğer sülüklerde vücut yüzeyi gaz alışverişine uygun yapıda gelişmiştir.

SÜLÜKLERDE SİNDİRİM SİSTEMİ VE BESLENME 

Sülüklerin ağzı ön uçta ya bir çekmenin dibinde ya da bir üst dudağın altında kaşık şeklindedir. Ağzı kaslı bir farinks takip eder farinksin ağız boşluğu adı verilen ön kısmı çeşitli gruplar için farklı bir yapıdadır. Bazılarında kenarı düz veya dişli olan bir veya daha fazla keratinli çene vardır. Bazılarında ise dışarı uzatılabilen Bir hortum bulunur yutağın etrafında bir hücreli tükürük bezleri vardır bunlara ait kanallar dişlerin aralarına veya hortumun ucuna açılır kan emen sülüklerde tükürük bezleri besin olarak alınan kanın pıhtılaşmasını önleyen hirudin salgısı ihtiva eder çeneli sülüklerde farinksten sonra sindirim borusunun en büyük kısmı olan mide yani orta bağırsak gelir. Hortumlu sülüklerde ise farinks ile mide arasında ince uzun bir yemek borusu bulunur hortum geri çekildiği zaman bu kısım bir kıvrım yapar. Bunlar bitkilerin üzerine çıkıp altlarından geçen hayvanların üzerine kendilerini bırakırlar bazı türler örneğin balıklarda parazit olan piscicollidae ailesine ait üyeler devamlı olarak konakçı üzerinde kalmalarına karşılık bazı türler ise belirli periyotlarda kan emerler örneğin hirido medicinalis ve hirido verbana cinsi sülükler vücut ağırlığının ortalama 5.83 katı kan emer ve beslenmeksizin bir yıla kadar yaşayabilir.

SÜLÜKLERDE SİNİR SİSTEMİ

Sülüklerin sinir sistemi vücut yapılarını özelleşmiş ileticilerde meydana gelir sinir düğümlerinin hücre gövdeleri farklı foliküller içinde gruplaşmıştır her kongre 16 folikül meydana getirir 5 ve 6 segmentlerde geniş bir gang liyonik sinir farinks ve hortumun çevresini kuşatmıştır bu halka sülünün beynini oluşturur feringiral halka ve diğer anneleri suffarin geal kan onları ile segmentin gongonları poster var olarak değerler 2 vekil al sinir şeridi varsa da segmental garganın her çifti eriyerek birleşmiştir bu merkezi sinir sisteminden başka perifer ve sempatik sinir sistemlerde bulunur.

SÜLÜKLERDE DUYU ORGANLARI

Sülüklerde özelleşmiş duyu organları gözler ve segmental sıralanmış duyumsal papillerdir sülüklerin hepsi gözlüdür gözler etrafı bir pigment kadehi tarafından çevrilmiş foto reseptör hücrelerinin topluluğundan oluşur. Bunlar genellikle ön tarafın doğrusal yüzeyinde yerleşmiştir ve türlere uygun olarak sayıları 2 6 çift arasında değişir. Piscicolidae cins sülüklerin arka çekmenleri üzerinde de gözler bulunur göz kadehlerinin eksenleri ayrı istikametlerde yer aldığından değişik yönlerden gelen ışıkları görmeleri mümkündür. Bu özellikten dolayı sülükler yalnızca aydınlık ve karanlığı değil ışığın istikametini de ayırt edebilir sülüklerin neredeyse hepsi foto negatif olsa da acıktıkları zaman foto pozitife dönüşürler.

SÜLÜKLERDE DUYU HÜCRELERİ

( İŞİTME)

Duyu hücreleri sülüklerin av ve konakçılarının bulmasını sağlar ve karanlıkta hareket etmesine yardımcı olur. Bu duyu reseptörleri sayesinde kan emen sülükler konakçılarda bulunan balık pulu doku özü yağ bezi salgıları ve diğer maddelerin salgılanması ile saldırıya geçerler. Vücut salgıları tarafından cezbedilen sülük canlıya doğru hareket ederek ona yapışır ve beslenir gözlerin ve duyumsal papillerin sayısı ve sıralanışı taksonomide önem taşımaktadır.

SÜLÜKLERDE ÜREME 

Sülüklerin hepsi hermafrodit olup üreme sistemi içinde Bir dişi bir erkek gonapor taşır yani sülükler çift cinsiyetlidir erkek ve dişi organlar vücudun ventralinden median olarak arka arkaya dışarı açılırlar erkek genital for daima dişi porun ön tarafında bulunur sülükler eşeysiz üreyemezler bize generasyon kabiliyetleri de çok azdır Bir sülük ortasından ikiye bölündüğü zaman ön parça bir anüs meydana getirebilirse de arka parçada yeni bir baş oluşmaz. ÜREME HAZİRAN'DAN EKİM AYINA KADAR SÜRER

Sülükler döllenmeden sonra aynı şekilde karşılıklı olarak genital bölgelerindeki Bir protein yardımıyla oluşturdukları bir kozanın içine yumurtlarlar. Bu proteinler aynı yumurta çırpar gibi hızlı hareketlerle dövülerek köpeğe dönüştürürler köpük havada hızlıca sertleşerek kozaya dönüşür. Koza sert bir alana yerleştirilerek köpükle ya da nemli çimlerle korunur.

Her kozadan yaklaşık 6 hafta içerisinde file isminde uzunluğu 10 ile 20 milimetre arasında değişen ve 30 ile 50 miligram ağırlığında 5 ila 30 arasında sülük doğar. Ebeveynler kesinlikle yavrularıyla ilgilenmezler fileler 3 ile 6 hafta arasında perizde kalır daha sonra kurbağa yavrularına semenderlere kurbağalara ve balıklara saldırırlar. Hızla gelişebilmek için genç sülükler yetişkinlerden daha fazla beslenmelidirler. 3 haftadan sonra yenir öğün en uygun olanıdır doğada ise gıda bulmak oldukça zordur.

Yabani sülüklerde yetişkin olabilmek için 3-4 seneye ihtiyaç vardır halbuki çiftliklerde düzenli bir beslenme ile örneğin ördek kanıyla 1-2 sene içerisinde yetişkin hale gelebilmektedir.

SÜLÜKLERİN ENZİMLERİ

Tıbbi sülüklerin midesinde 110'dan fazla enzim bulunmaktadır. Bu maddelerden bazıları sülük uygulaması esnasında direk vücuda dağılır bazıları ise bilinçli bir şekilde formülize edilmiş karışımlar gibi gerektiği kadar ve hastanın ihtiyacı olduğu şekilde salgılanır. Bazı enzimlerin etki tepki esnasına göre tepkimeye ( 2 veya daha fazla maddenin birbiriyle etkileşime girmesidir) girmesi mükemmel olarak nitelenebilecek tedavinin önüne açar. Sülük tedavisi sülüğün kan emmesi ile değil bu salgıların hastaların dolaşım yollarına ulaşması sonucunda faydasını gösterir. Sülükler enzimleri salgılamaya başladığı andan itibaren mükemmel etkileşim başlamış olur. Sülüklerin midesinde faydaları saymakla bitmeyecek 65-120 arasında enzim bulunur. Bu enzimlerin başlıcaları aşağıda belirtilecektir. Tıbbi kan sülüğünün göze çarpan etkisi kan boşaltımıdır. Ancak kan sülüğü terapisinin yarattığı etki sadece ikincil dereceden bu kan emmesine dayanmamaktadır. Bu hayvanlar kanı emerken yara içine karmaşık bir salgı salgılamakta ve bu salgı çeşidi biyolojik ve farmasotik etkili bileşenlerden oluşmaktadır. Şimdi sırası ile bu enzimler ve özellikler hakkında bilgi verelim...

HİRUDİN